GELECEĞE İMZA
“Bu halk sözünü söyleyecek, o söz ortak sözümüz olacak.”
Sözünüz, Sözümüz.
Bu ülke, bu halk uzun zamandır yorgun. Biliyorum, kendinizi yılgın, hatta bıkkın hissediyorsunuz.
Çözüm üretmeyen hatta sorunlara sorun ekleyen “yönetim”den, içimizde ve etrafımızda durmadan değişim yaşanırken kendimizi dışlanmış hissetmekten yorgunuz.
Çözümsüzlüğün, iradesizliğin, gelecek kaygısının yüküyle yorgun…
En çok da çocuklarımızı, torunlarımızı, bu ülkenin geleceğini düşünürken yoruluyoruz. Eskiden yurt dışına eğitime giden çocuklarımıza, “bir an önce diplomanı al ve gel” derken, bugün, boğazlarımız düğüm düğüm, “gelme annem, gelme babam, orada kal” demek zorunda hissedince kendimizi…
Ama biliyorum ki yorgun olsak da yılgın değiliz. Yılmaya, umudu söndürmeye, vazgeçmeye hakkımız yok. Çünkü bir yanda, “biz bu topraklarda en zor koşullarda var oluş mücadelesini bunları yaşayalım diye mi verdik” diye soran büyüklerimiz, diğer yanda kendilerine geleceği, insan onuruna yaraşır bir yaşam sürecekleri güzel bir ülkeyi borçlu olduğumuz çocuklarımız var.
Ne yılgınlık gösteririz ne de umutsuzluğa teslim oluruz.
Bölmeye çalışırlar, birleştiririz. Parçalamaya çalışırlar, bütünleştiririz. Hiç kimsenin dışarıda kalmasına, kendisini dışarıda ve öteki hissetmesine izin vermeyiz.
Siyasi partilerimiz, onlara mensup insanlarımız var. Farklı görüşlere, düşüncelere, inançlara, yaşam biçimlerine sahibiz. Bunlar demokrasinin gereği. Ama bizim, bu güzel ülkede barış içinde bir arada yaşama irademiz de var. Cumhurbaşkanlığı bu halkın bütününü temsil eden makam. Bu halkı bir bütün olarak geleceğe, çok daha güzel bir geleceğe taşımakta kararlıyız.
Peki taraf mıyız? Elbette tarafız. Kavganın değil, diyaloğun; küslüğün değil barışın ve kardeşliğin; sorunun, krizin değil, çözümün; ayrışmanın değil, dayanışmanın tarafındayız.
Başaracağımıza inancımız da özgüvenimiz de tam. Bu özgüven, yalnızca bir kişiye ya da kendimize duyduğumuz güven değil; bu halkın yetişmiş insan potansiyeline olan inancımızdan geliyor. Ayrım gözetmeden, liyakate dayalı bir anlayışla birlikte çalıştığımızda, bu güzel ülkede çok güzel işler başaracağımızı biliyoruz.
Biz, halka güveniriz. Halkla birlikte yürüyecek, halkla birlikte kazanacak, halkla birlikte yöneteceğiz.
-
1 - Toplumsal Birlik ve Kapsayıcı Temsil
“Yeni dönemde Cumhurbaşkanlığı’nın kapısı, çocuklara, gençlere, engellilere, kadınlara, emekçilere, üretenlere, halkın tüm kesimlerine, herkese açık olacak.”
Cumhurbaşkanlığı, bir kişinin ve çevresindeki dar bir grubun makamı, sarayı, köşkü değildir. Bu halkın tüm kesimlerinin evidir.
Kapısı, çocuklara, gençlere, engellilere, kadınlara, emekçilere, üretenlere, herkese, bu halkın tüm kesimlerine açık olacak.
Çalışmayan, üretmeyen, bu halkın gailesini çekmeyen, sorumluluk üstlenmeyen bir Cumhurbaşkanlığı değil elbette aklımızdaki.
“Neden Cumhurbaşkanı olmak istiyorsunuz?” diye soruyorlar zaman zaman. Cevabım çok net: Benim için siyaset, bir makam elde etmek için değil; halkla birlikte bir şey başarmak içindir. Amacım sadece Cumhurbaşkanı olmak değil. Dört buçuk yıldır bu ülkede unutturulanı yeniden hayata geçirmek; o makamda gerçekten Cumhurbaşkanlığı yapmaktır.
24 saat ışıkları sönmeyen bir Cumhurbaşkanlığı’na ihtiyacımız var bizim. Bu ülkenin yetişmiş ve liyakat esasına göre seçilmiş insanlarının farklı odalarda, farklı masalarda, komitelerde, komisyonlarda bir araya geldiği ve mesai düşünmeden bu ülkenin sorunlarına çözüm ürettiği bir halk evi.
Bu ülkenin, bu halkın gailesini çeken herkesin, siyasi partisine, görüşüne, kendisinin veya ana babasının doğum yerine, inancına bakılmaksızın, bu ülke için, bu halk için çalıştığı, sivil toplum kuruluşundan yerel yönetimine, akademiden emek ve iş dünyasına kadar herkesin birlikte çalıştığı bir mekan…
Orada birlikte konuşacak, birlikte karar vereceğiz.
-
2 - Halkımızın Hak ve Çıkarlarını Merkeze Alan, Çözüm Odaklı ve Kararlı Müzakere
“Çözümsüzlük koşullarının sürmesine izin veremeyiz. Kıbrıs Türk halkı adadaki iki eşit kurucu ortaktan biridir, yok sayılamaz.”
Cumhurbaşkanı’nın görevlerinin başında Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüyle ilgili müzakereleri yürütmek var elbette.
Dört buçuk yıldır böyle bir müzakere yok. Geride bıraktığımız dönemde Kıbrıs Rum Liderliği, bu adanın tamamı ve Kıbrıs’ta yaşayan herkes adına egemenlik kullandı. Kıbrıslı Türkler bu adadaki iki eşit kurucu ortaktan biridir ve Kıbrıs Rum Liderliği tek başına böyle bir hakka sahip değildir.
Bu adada güvenlikle, deniz yetki alanlarıyla, enerjiyle, hidrokarbonlarla, ticaret yollarıyla ilgili bir karar alınacaksa, Kıbrıs Rum Liderliği bizi yok sayarak, görmezden gelerek, biz yokmuşuz gibi davranarak tek başına yapamaz bunu.
Ama çözümsüzlük koşullarında durum bu. Bunun böyle devam etmesine asla izin veremeyiz. Bunun böyle devam etmesi büyüklerimizin verdiği var oluş mücadelesine de, çocuklarımıza dair ideallerimize de ters.
Dünya, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine defalarca şahitlik etti. Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesi buradadır ve bu irade buradayken Kıbrıs Türk halkının yok sayılmasının hiçbir meşru gerekçesi yoktur.
Kıbrıs Türk halkı ne istediğini bilmektedir. Bu adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olan bu halk, biri Kıbrıslı Türklere, diğeri Kıbrıslı Rumlara ait, dünyaca kabul edilen iki eşit kurucu devleti olan, bu devletlerin kendilerine ait yetkileri egemence kullanacakları, iki bölgeli, iki toplumlu ve iki toplumun, enerji gibi, deniz yetki alanları gibi, ticaret yolları gibi, adanın güvenliği gibi konularda siyasi eşitlik temelinde birlikte karar alacakları bir çözümü istemektedir.
Dünyada pek çok federasyon vardır. Kiminin adında federasyon sözcüğü varken, kiminin yoktur. Bu federasyonlardan kiminde merkezi yapı, kiminde kurucu devletler güçlüdür. Bunca yıldan sonra adadaki gerçeklere uygun olan, kurucu devletleri güçlü bir yapının yanında, yukarıda sayılanlar gibi konularda siyasi eşitlik temelinde ortak kararlar verilecek bir merkezi yapıya sahip olmaktır.
-
3 - Kapsamlı Çözüm İçin Müzakerenin Başlama Zamanı
"Bizim derdimiz göstermelik değil, sonuç odaklı müzakeredir. Amacımız, gelecek belirsizliğini sonlandırmak, kapsamlı çözüme ulaşmaktır."
Adamızda kapsamlı çözüm için on yıllardır müzakere edilmektedir. Ancak bu müzakerelerden sonuç almak mümkün olmamıştır. Annan Planı döneminde iş referandumlara kadar varmış, Crans Montana’da çözüme çok yaklaşılmıştır. Ancak tüm dünyanın kabul ettiği gibi Kıbrıs Rum Liderliği son anda çözüme ulaşılmasını engellemiştir.
Bu kez farklı olmalıdır. Nitekim bu ihtiyacı BM Genel Sekreteri Sn. Guterres de kabul etmektedir. Resmi müzakereler ne zaman mı başlayacaktır? Yanıtımız nettir: Resmi müzakereler BM’nin bugüne kadarki sözlerine sahip çıktığını açıkça ilan ettiği ve temellendirdiği gün başlayacaktır.
Resmi müzakerelere başlanabilmesi için,
a) Kıbrıs Rum Liderliği, BM Güvenlik Konseyi kararlarında ve bugüne kadarki yakınlaşmalarda yer aldığı gibi, dönüşümlü başkanlığı ve Kıbrıslı Türklerin iradesi dahil olmadıkça merkezi yapıda hiçbir karar alınamayacağını içerecek şekilde siyasi eşitliği kabul edecek,
b) Bir kez daha senelerce müzakere masasında oturulmasının engellenmesi için bir takvim belirlenecek,
c) Bugüne kadarki yakınlaşmaların, mesela mülkiyet konusunda varılan uzlaşıların yeniden tartışmaya açılmayacağı teyit edilecek,
d) Kıbrıs Rum Liderliği’nin bir kez daha masayı terk etmesi halinde Kıbrıs Türk halkının bugünkü statükoya geri dönmeyeceği baştan güvence altına alınacaktır.Çünkü bizim derdimiz göstermelik değil, sonuç odaklı müzakeredir. Amacımız, gelecek belirsizliğini sonlandırmak, kapsamlı çözüme ulaşmaktır.
-
4 - Kapsamlı Çözüm Müzakereleri Başlayıncaya Kadar Yapılacaklar
"Çözüm iradesini yeniden dünyanın gündemine taşıyacak, mülkiyette herkesin kendini güvende hissetmesi ve tedirginliğin ortadan kalkması için kararlılıkla çalışacağız."
MÜLKİYET
Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesi ortadayken, kapsamlı çözümün altı başlığından biri olan mülkiyet meselesi henüz çözülmedi diye tek tek bireylerin ya da yatırımcıların dava edilmesi kabul edilemez.
Taşınmaz Mal Komisyonu, çözümsüzlük koşullarında dahi uluslararası hukuka bağlı kalma irademizin ifadesidir. Bu Komisyon, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine, iki bölgelilik ilkesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına dayanmaktadır.
Unutulmasın: Taşınmaz Mal Komisyonu, bizim kararlılığımız, öngörümüz ve diplomatik çabamız sayesinde AİHM tarafından etkili bir iç hukuk yolu olarak tanınmıştır.
Bu şartlarda Kıbrıs Rum Liderliği’nin hukuku siyasetin enstrümanı haline getirmesine göz yumulamaz. Buna göz yummayacağız ve bu adaletsizliği tüm dünyaya anlatacağız. “Çözümsüzlük çözümdür” siyasetiyle mülkiyet sorunu da çözülemez. Çözüm iradesini yeniden dünyanın gündemine taşıyacak, mülkiyette herkesin kendini güvende hissetmesi ve tedirginliğin ortadan kalkması için kararlılıkla çalışacağız.
KİMLİK SORUNU
“Karma evlilikler”den doğan çocuklarımızın Avrupa Birliği vatandaşlığının engellenmesi insan haklarına aykırıdır. Hiçbir Kıbrıslı Rum lider, Kıbrıslı Türklerin kiminle, nerede evleneceğine, çocuğunu nerede dünyaya getireceğine karar verme yetkisine sahip değildir.
Bu çocuklarımızın haklarının elbette takipçisi olacağız, gerekli tüm girişim ve baskıyı muhataplar nezdinde yapacağız.
HİDROKARBON VE ENERJİ
Halkımız çözüm iradesini tüm dünyaya göstermiştir. Şimdi bu iradeyi bir kez daha güçlü biçimde anımsatmanın zamanıdır.
Kıbrıslı Türkler, Baf’ta da, Limasol’da da, Larnaka’da da; adanın güneyinde de kuzeyinde de, denizinde de, karasında da, havasında da bu adanın asli unsuru ve hak sahibidir. Bu gerçeği kimse inkâr edemez.
Hidrokarbonlar konusunda Kıbrıslı Türklerin haklarının yok sayılması asla kabul edilemez.
Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye’yi dışarıda bırakmak amacıyla enerjide AB destekli fizibıl olmayan projelerle enterkonnekte sistem projesi geliştirilemez.
Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesi ortadayken;
- Doğrudan ticaret tüzüğünün yürürlüğe girişi daha fazla geciktirilemez. Yeşil Hat Tüzüğü uygulamasında zorluk üzerine zorluk çıkarılamaz. - KKTC’yi tanımama gerekçe gösterilerek iklim değişikliği, çevre, kültürel miras gibi konularda, yangın, deprem gibi afetlerde birlikte proje üretmek, birlikte uygulama yapmak reddedilemez. - Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesi ortadayken, Kıbrıslı Türk çocukların, gençlerin, sanatçıların, sporcuların, akademisyenlerin, emek ve iş dünyasının, sivil toplum kuruluşlarının dünyayla buluşması engellenemez. - Yeni geçiş noktaları açılması ve var olan geçiş noktalarında geçişlerin rahatlatılması konularında sorun çıkarılamaz. Bunlar gerekirse tek taraflı yapılır ve mesele dünyaya anlatılır.
Evet, tüm bu başlıklar ve daha pek çok konu dünyaya ısrarla anlatılır, hiçbiri gündemden düşürülmez ve sonuç alınır. Bunun için diplomasi ve diyalog sonuna kadar kullanılır. Yalnızca Cumhurbaşkanlığı eksenli bir çabayla değil, bilim insanlarının, iş insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm mekanizmaların aktif biçimde kullanılacağı bir diplomasiyle…
-
5 - İstişare, Diyalog, Diplomasi
“Kıbrıs Türk halkının seçtiği Cumhurbaşkanı, her dönemde, garantör ve kardeş ülke Türkiye ile istişare ve yoğun diyalog içinde olmuş, birlikte çalışmıştır.”
Kıbrıs Türk halkının seçtiği Cumhurbaşkanı her dönemde garantör ve kardeş ülke Türkiye ile istişare ve yoğun diyalog içinde olmuş, birlikte çalışmıştır. Elbette yine öyle olacaktır. Burada müşterek değerler, eşitlik ve güvenlik, Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye’nin anlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatleridir. Cumhurbaşkanlığı, bu ülkenin yetişmiş ve liyakat esasına göre seçilmiş tüm insanlarıyla birlikte üretir, dosyalarını oluşturur, bu dosyalara hâkim olur, Türkiye ile diyalog ve istişare içinde çalışır ve dış politikadaki hamlelerini belirler. Türkiye’nin uluslararası alandaki desteğinden aynen Taşınmaz Mal Komisyonu kurulurken yapıldığı gibi en etkin şekilde yararlanılır.
Kıbrıs Rum halkıyla ve liderliğiyle eşitler arası ilişkiler kurulur. Diplomasi ve diyalog her zaman iyidir. Türkiye ile Yunanistan’ın ilişkilerinin gelişmesi önemlidir. Kıbrıs-Türkiye-Yunanistan’ın barış iklimi tüm bölgeye nefes aldırır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi uluslararası aktörlerle her düzeyde ve sonuç üreten ilişkiler mutlaktır.
Bunun için “kahve içmem” denilmez. “Yemek yemem” denilmez. “Şununla görüşmem, bunu kabul etmem” denilmez. Her fırsat sonuna kadar değerlendirilir. Yeter ki bu konuların ciddiyetle üzerine gidilsin. Yeter ki bu konulara konsantre olunsun. Yeter ki “toplum liderliği” statüsüyle dünyada kabul gören Cumhurbaşkanlığı’nın itibarı zayıflatılmasın ve hak ettiği şekilde kullanılsın. Evet, yeni dönemde, bu itibarı halkımızla birlikte yeniden inşa edeceğiz.
-
6 - Cumhurbaşkanlığı’nın İçerideki İşleri
"Cumhurbaşkanı’nın atacağı her imza, vereceği her onay kıymetlidir. Hukuka uygunluk ve liyakat dikkate alınmak zorundadır, yeni dönemde mutlaka alınacaktır."
Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu listesini onaylayan makam ve tüm üçlü kararnamelerde üçüncü imzanın sahibidir. Cumhurbaşkanı’nın atacağı imza, vereceği onay elbette kıymetlidir. Hukuka uygunluk ve liyakat dikkate alınmak zorundadır. Yeni dönemin en ayırt edici özelliklerinden biri de bu olacaktır.
Yeni dönemde Cumhurbaşkanlığı, Anayasa’nın bu makama yüklediği görevleri sorumluluk ve ciddiyetle yerine getirecek; özelde Anayasa’ya, genelde hukuka uygunluk, kamuda işlerin düzenli biçimde yürütülmesi ve liyakat Cumhurbaşkanlığı’nın önde gelen gündemleri arasında yer alacaktır.
Cumhurbaşkanı aynı zamanda Anayasa’ya göre Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nun başkanıdır. Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Başbakan, İçişleri ve Dışişleri Bakanları ile Silahlı Kuvvetler Komutanı, bu Kurul’un üyesidir. Bugün ülkemizde nüfusun artışı ve çeşitlenmesi ile paralel güvenlik sorununun arttığı noktada, Cumhurbaşkanı’nın bu sorunlara çözüm üretme kapasitesi vardır. Cumhurbaşkanı’nın yol gösterici rolü son derece önemlidir ve yeni dönemde bu işlev hassasiyetle yerine getirilecektir.
Cumhurbaşkanı’nın Bakanlar Kurulu’na başkanlık etme yetkisi vardır. Bu da Cumhurbaşkanı’nın yürütme içindeki yerinin önemini teyit etmektedir.
Ülkede nüfus, nüfus politikasızlığı, ekonomi, turizm, yükseköğretim, eğitim, sağlık, çalışma yaşamı, suç, suçluluk, bağımlılık gibi pek çok konuda sorunlar dağ gibi büyümüşken Cumhurbaşkanı’nın hangi konularda Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek zorunda kalacağı bellidir. Ancak unutulmamalıdır ki Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek dostlar alışverişte görsün diye yapılacak bir iş değildir. Cumhurbaşkanı, dersine çalışır, danışmanlarıyla birlikte hazırlanır, ön hazırlıklarını tamamlar ve dosyasına hakim bir biçimde Bakanlar Kurulu’na başkanlık ederse, elbette oradan ortak bir sonuç çıkarmak mümkündür.
Cumhurbaşkanı’nın yürütmenin pek çok alanında danışmanları vardır. Danışman istihdamı, o alanlarda faaliyet gösterilmeyecek, projeler hazırlanmayacak, ilgili bakanlarla ve başbakanla eşgüdüm sağlanmayacaksa kamu maliyesi açısından gereksiz bir ek yükten başka bir şey değildir. Danışman atamaları aslında, Cumhurbaşkanı’nın iç meselelerde çözüm üretme ve yeni projeleri hayata geçirme iradesinin somut bir ifadesidir.
Ayrıca ülkedeki yolsuzluk, usulsüzlük, insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti gibi iddialar konusunda Başsavcılık, Polis Genel Müdürlüğü, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı gibi makamlarla siyaset üstü ve doğrudan ilişkisi bulunan Cumhurbaşkanlığı’nın bu alanlarda da etkin işlev görmesi doğaldır.
Cumhurbaşkanlığı, bu görevleri elbette hükümet, yerel yönetimler ve tüm kurumlarla kuracağı yapıcı diyalog içinde yürütecektir.
Cumhurbaşkanlığı, bu halkın dünyaya açılan en önemli penceresidir. Dış dünyayla kurulacak doğru ilişkiler; ekonomi, spor, kültür, sanat, eğitim, turizm ve yükseköğretim gibi birçok alanda Kıbrıs Türk halkının ve gençlerinin önünü açacaktır.
Cumhurbaşkanı’ndan; Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Türkiye, Kıbrıs Rum Liderliği ve diğer uluslararası aktörlerle diyalog kurarak çözüm üretmesi bekleniyorsa, aynı anlayışı ülke içindeki yönetsel mekanizmalarla da kurması mümkündür, gereklidir.
Sözümüz söz: Yeni dönemde Cumhurbaşkanlığı makamı, Anayasa’nın emrettiği gibi tarafsız olacak ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir liderlik sergileyecektir.
Kıbrıs Türk halkı ve bu ülke yeniden kendisiyle gurur duyacak.
Yorgunuz ama asla yılgın değiliz. Büyüklerimizin verdiği mücadeleye saygımız, çocuklarımıza, torunlarımıza duyduğumuz sonsuz sevgimiz umudu her şeye karşın yüreklerimizde sıcak tutmamızı bir görev haline getiriyor. Görevimizin bilincindeyiz.
u görev yalnız yürütülebilecek bir görev, bu yol yalnız yürünebilecek bir yol değil. Bu ülke, bu halk için gailesi olan herkesi, hepinizi, kim olduğunuzdan ne düşündüğünüzden bağımsız, yol arkadaşlığına davet ediyorum.
Gelin bu yolu halkımızla birlikte yürüyelim. Halkımızla birlikte kazanalım. Bu güzel ülkeyi halkımızla birlikte yönetelim. Bu ülkenin yetişmiş ve liyakat ilkesi çerçevesinde seçilmiş tüm insanlarıyla birlikte ciddiyetle ve sorumluluk bilinciyle birlikte çalışacak, muteber, kimse tarafından görmezden gelinemeyecek, sorun değil, çözüm üreten, bu halkın herhangi bir derdini, yetkim değil, alanım değil diye yok saymayan, halkın derdiyle dertlenen bir Cumhurbaşkanlığı’nı hep birlikte yaratalım.
Öz güvenimiz tam.
Ben gençlerimize, halkıma ve sana güveniyorum.
Hep birlikte yürüyeceğiz, hep birlikte kazanacağız ve hep birlikte yöneteceğiz.
En ufak bir şüphem yok…
Kıbrıs Türk halkı ve bu ülke yeniden kendisiyle gurur duyacak.
GELECEĞE İMZA. SÖZÜNÜZ, SÖZÜMÜZ.
2025 Seçim KitapçığıTUFAN ERHÜRMAN KİMDİR?
Yeni bir sayfa açacağız. O tertemiz sayfaya, kavga değil diyalog, ayrışma değil dayanışma, kriz değil çözüm yazacağız.

"Çözüm irademizi dünyaya bıkmadan usanmadan anlatırken, eş zamanlı olarak bizi uluslararası hukuk ve uluslararası toplumla buluşturacak, adım adım Federal Kıbrıs'a yaklaştıracak hamleleri yapacağız. Barışı inşa çabamıza aralıksız devam edeceğiz. Turizmde, yükseköğretimde, ticarette, sporda, kültür-sanatta da yoğun biçimde çalışacak, dünyayla bilgi temelli irtibat kuracağız. Çözüme bizim açık irademize rağmen ulaşamadığımız koşullarda durup bekleme, daha fazla zaman kaybetme lüksümüz yok."
TUFAN ERHÜRMAN
1970
Lefkoşa'da doğdu
1988
Okul kaptanlığını da üstlendiği Türk Maarif Koleji'nden mezun oldu.
1992
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki eğitimini tamamladı.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde İdare Hukuku Ana Bilim Dalı'nda araştırma görevlisi olarak çalıştı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin yanı sıra, Hacettepe Üniversitesi ve ODTÜ'de de Hukuka Giriş, İdare Hukuku ve Anayasa Hukuku dersleri verdi.
"İdarenin Yargı Dışı Denetimi ve Ombudsman" konulu teziyle hukuk doktoru oldu.
TC Adalet Bakanlığı tarafından kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanun Tasarısı Hazırlama Komisyonları'nda üye olarak görev yaptı.
2001
DAÜ Hukuk Fakültesi ve YDÜ Hukuk Fakültesi'nde görev yaptı. DAÜ Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini yürüttü.
2005
2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Müzakere Heyeti'nde ve Taşınmaz Mal Komisyonu”nun oluşumunda görev aldı.
2013
CTP Lefkoşa Milletvekili olarak Cumhuriyet Meclisi'ne girdi.
CTP Genel Sekreterliği görevini üstlendi.
2014
Hukuk doçenti oldu.
Sosyal yönü, kültür ve edebiyata yakınlığı ile öne çıktı; sporla, halk danslarıyla yakından ilgilendi. Üçü roman olmak üzere yayımlanmış 14 kitabı vardır.
2015
CTP 26. Olağan Kurultayı'nda Genel Başkan seçildi.
2018
CTP-HP-TDP-DP tarafından kurulan Dörtlü Koalisyon Hükümeti'nde Başbakan olarak görev yaptı.
2025
Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin “Cumhurbaşkanı Adayı” olarak ilan edildi.
İyi derece İngilizce bilmektedir.
Evlidir ve Toprak’ın babasıdır.
Cumhurbaşkanı Adayı, toplumsal uzlaşının sembol ismi Tufan Erhürman, gençlerle birlikte unutulmaz bir klibe imza attı. Söz ve Müziği Ahmet Okan'a ait 'Adalyız Maviye', Büyük Han'ın tarihi atmosferine 'Doğrusu Gençlik Doğrusu Gelecek' diyerek yeni bir başlangıcın sembolü oldu. Tufan Erhürman, yurduna ve geleceğe umudunu, gençlerle birlikte bu özel klipte bütünleştirdi.